Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ın Açılması ve Misak-ı Milli

Anasayfa »

  1. Milli Mücadele »
  2. Kongreler »
  3. İnkilap Tarihi »

Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ın Açılması ve Misak-ı Milli

Seçim kararının alınmasından sonra, Kasım ayında bütün ülkede Meclis-i Mebusan için seçimler yapıldı. Seçimlere Heyet-i Temsiliye'nin herhangi bir müdahalesi olmadı. Buna rağmen, her yerde Müdafaa-i Hukuk taraftarlarının kazanması için çaba gösteriliyordu.

Yapılan seçimlerde Heyeti Temsiliye üyeleri de seçildiler. Bu arada, Mustafa Kemal Paşa da Erzurum’dan Mebus seçildi. Seçimlerin tamamlanmasının ardından seçilen mebuslar da İstanbul’a gelmeye başlamışlardı. Nihayet bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra 12 Ocak 1920 günü Meclis-i Mebusan toplandı ve padişahın açılış beyannamesinin okunmasıyla çalışmalarına başladı. (1)

Mebuslarla Ankara’da yapılan görüşmelerde, Meclis-i Mebusan Başkanlığına Mustafa Kemal Paşa’nın getirilmesi ve bir Müdafaa-i Hukuk grubu kurulması kararlaştırılmıştı. Ancak, kararlaştırıldığı gibi hareket edilmeyerek, Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilmediği gibi Müdafaa-i Hukuk grubu da kurulmadı. Yerine, Felah-ı Vatan grubu kuruldu. Mustafa Kemal de bu gelişmelerden hiç memnun kalmadı. (2)

Meclis-i Mebusan’ın önemli bir gündem maddesi, 1920 Şubatında Paris Barış Konferansı’nda başlayacak barış görüşmelerinde, Türk tarafının kabul edebileceği asgari barış şartlarını içeren görüşlerinin ortaya konmasıydı. Nitekim Meclis-i Mebusan bu meseleyle ilgili yaptığı çalışmalar sonucunda, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde alınan kararlar doğrultusunda, 28 Ocak 1920 tarihli gizli oturumunda Misak-ı Milli’yi kabul etti.

Mana olarak milli and/yemin demek olan Misak-ı Milli kararları, Türk milletinin temsilcilerinin asgari olarak nasıl bir barış antlaşmasını benimseyebileceklerini ortaya koyan kararlardı. Meclis-i Mebusan daha sonra bu kararları 17 Şubat 1920’de kamuoyuna ve dünyaya açıkladı. 6 maddeden oluşan Misak-ı Milli kararları özetle şöyledir. (3)

Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleri devletin ve milletin geleceğinin sağlanması için şu esaslara uyulmaktan başka çare olmadığını kabul ve tasdik eylemişlerdir:

1- Mondros Mütarekesinin imzası sırasında düşman devletlerinin işgali altında kalan ve özellikle Arap çoğunluğu ile meskun olan kısımların geleceği, halkının serbestçe verecekleri oylara göre tayin edilmek gerekir. Ancak, bu mütareke hattı içinde ve dışında din, ırk ve gaye bakımından birbirlerine karşılıklı saygı ve fedakarlık hisleriyle dolu ırki ve sosyal hakları ile çevre şartlarının tam olarak riayetkar Osmanlı-İslam ekseriyetle meskun bulunan bölgelerin tamamı hakikaten veya hükmen hiçbir zaman bölünmez bir bütündür.

2- Ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda halkoyu ile Anavatana katılmış olan üç sancak (Elviye-i Selase: Kars, Ardahan ve Batum) için, gerekirse tekrar serbestçe halkoyuna başvurulmasını kabul ederiz.

3- Batı Trakya’nın hukuki durumu orada oturanların tam bir hürriyetle verecekleri oylara uygun kararlaşmalıdır.

4- İslam Hilafetinin, Saltanatının ve Osmanlı hükümetinin merkezi olan İstanbul şehri ile Marmara denizinin güvenliği tam olmalıdır. Bu esas saklı kalmak şartıyla, Boğazların dünya ticaretine ve ulaşımına açılması hakkında bizimle, ilgili diğer tüm devletlerin birlikte verecekleri karar geçerlidir.

5- Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman halkın da aynı haklardan istifade etmesiyle tarafımızdan da tanınacak ve sağlanacaktır.

6- Mali ve iktisadi gelişmemizin gerçekleşmesi ve daha modern düzenli bir idare şeklinde işleri yürütmeyi başarabilmek için her devlet gibi, bizim de gelişmemizin sağlanmasında tam bir istiklal ve serbestliğe sahip olmamız, varlık ve yaşamımızın asıl temelidir. Bu sebeple siyasi, adli, mali ve gelişmemize engel olacak diğer kayıtlara karşıyız. Gerçekleşecek borçlarımızın ödeme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır.

Burada görüldüğü gibi, Misak-ı Milli kararları bağımsız bir Türk devletini öngörmekteydi ki bu, gerek Milli Mücadele dönemi, gerekse sonraki dönemde, Türk devletinin siyasetinin temelini oluşturacaktır. Böylece, son Osmanlı Mebusan Meclisi büyük bir tarihi görevini yerine getirmiş oldu.

Kaynakça

1. Mahmut Goloğlu, Üçüncü Meşrutiyet 1920, Ankara, 1970, s. 48-50; Ali Fuat Türkgeldi, Görüp İşittiklerim, Ankara, 1984, s. 254.

2. Atatürk, A.g.e., s. 438; Tülay Duran, "Felah-ı Vatan İttifakı", Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Cilt 10, Sayı 61 (1972), s. 12-21.

3. Kararlar hakkında bkz. Turan, A.g.e., s. 301-302.

 

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 26 Nisan 2017 Çarşamba günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*