Lakap ve Unvanların Kaldırılması

Anasayfa »

  1. Atatürk Devrimleri »
  2. Atatürk Makaleleri »

Lakap ve Unvanların Kaldırılması

Osmanlı zamanında soyadı gibi bir kavram bulunmuyordu ve bu nedenle de Bey, Paşa gibi unvan ve Lakaplar kullanılıyordu. Bu lakap ve unvanların çıkışı ise aslında Ortaçağ'da halklar arasındaki eşitlik anlayışının iyice kaybolması ve farklı sınıfların ortaya çıkmasına dayanıyor.

Devrim Kanunları çerçevesinde 1934 yılında çıkan kanunla artık buna bir son verildi ve Bey, Paşa, Ağa, Molla gibi lakaplar ve unvanlar kaldırılarak, yerine resmi olarak tanınan soyadlarının kullanılması şart koşuldu.

Gelen bu değişiklikle birlikte sadece günlük hayatta ortaya çıkan karışıklıklar giderilmedi, aynı zamanda insanlar arasındaki farkların ortadan kaldırılması amaçlandı. Böylece ağa, molla veya paşa ismi ile anılan bir kişinin başvuruda bulunduğu bir devlet kurumunda ya da ilişkide bulunduğu herhangi bir yerde insanlarla olan münasebetlerinde ilk adımda öne çıkan sınıf farkı giderilmiş oldu.

Özellikle köylük yerlerde neredeyse bir kanun koyucu olarak görülen ağaların bu etkilerinin kırılması, Cumhuriyet'in getirdiği eşitlik ilkesinin önündeki engelleri kaldırmak için atılması gereken en büyük adımlardan birisi idi. Nitekim kanun görüşmeleri sırasında Çanakkale milletvekili olan Ziya Gevher Bey yapılacak olan değişiklikle ilgili olarak çok sert ve kararlı bir biçimde kürsüden "Bizim geçen maddedeki kastımız, ağalığı, efendiliği fiilen, kesin olarak kaldırmaktır. Bunu yalnız sözle değil, bir kanunla, kuvvetle, mücadele ederek kökünden atmak, kaldırmak istiyoruz." Diyerek tüm vekillere ve halka seslenmişti.

Soyadı kanunun 5 ay sonrasında yürürlüğe giren kanunla birlikte aynı zamanda sivil rütbe ve nişanların ve yabancı devletler tarafından verilen nişanların da günlük hayatta kullanılması da yasaklanmıştır. Bunun içinse tek istisna savaş madalyalarına sağlanmıştır.

Cumhuriyet'in kurulduğu ilk günden bu yana toplum içerisindeki eşitsizliklerin giderilmesinde bu denli ince detaylara sahip konular ele alınıp ivedilikle çözüme kavuşturulup alınan kararların arkasında durulurken, günümüzde bu kanunların sadece birer yazı niteliğinde kalması ise içler acısı bir durumdur.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 5 Kasım 2014 Çarşamba günü yayınlanmıştır , son olarak da 29 Haziran 2016 Çarşamba tarihinde güncellenmiştir .

Görüşler

*