Erzurum Kongresi

Anasayfa »

  1. Kongreler »

Erzurum Kongresi

Anadolu'da milli mücadele akımının başlatılmasının ikinci adımı Erzurum Kongresiyle atılmış oldu. Amasya Genelgesinin ardından İstanbul ve Askerlikle olan ilişkileri kesilen Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşlarının desteğini asla kaybetmedi.

Kazım Karabekir başta olmak üzere, Anadolu üzerindeki komutanlar ve mülki amirlerin bir çoğu verdikleri bu destekleri sürdürmeye devam ettiler. Amasya genelgesinde önceden belirlendiği gibi Mustafa Kemal bir kongre topladı ve milli mücadele adı altında yürütülen tüm faaliyetleri birleştirmeyi hedefledi. Kazım Karabekir milli mücadelenin başlamasından önce doğu illerinde bir kongrenin toplanması gerektiği düşüncesindeydi. Mustafa Kemal bölgesel bir toplanmaya karşı olduğu halde,

Kazım Karabekir'in ısrarlarına karşılık bir kongre toplanmasını kabul etti. Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk cemiyetininde katkılarıyla,10 Temmuzda toplannması kararlaştırılmış olan kongre 23 Temmuz günü toplanabildi. Bu kongreye davetli olarak katılan Mustafa Kemal'in delege olabilmesi için Erzurum Delegesi Cevat Dursunoğlu'nun istifa etmesi gerekiyordu ve istifa ederek Mustafa Kemal'in seçilmesini sağladı. 

Mustafa Kemal'in Kongre Başkanlığında Erzurum Kongresi, genel değerlendirmelerle başlatıldı, burada doğu illerinin durumu hakkında bilgiler verildi. Erzurum kondresine 5 emekli subay, 17 tüccar ve çiftçi, 4 emekli memur, 2 mühendis, 5 hukukçu, 4 gazeteci, 6 din adamı, 1 doktor, 5 öğretmen, 1 general, 1 eski bakan, 3 eski milletvekili olmak üzere 54 delegeden meydana geliyordu.

Erzurum Kongresi'nde Alınan Kararlar

  • Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür ve parçalanamaz.
  • Her türlü düşman işgaline karşı tüm millet birleşerek, en büyük müdafa sergilenecek ve düşman ülkeden atılacaktır.
  • Vatanı koruma görevini İstanbul hükümeti sağlayamazsa, bunun için geçici bir hükümet kurulabilecektir. Kurulacak bu hükümetin üyeleri milli kongre ile seçilecektir. Kongre toplanmamış ise bu görevi temsil heyeti tamamlayacaktır.
  • Milli iradeyi temel esas kabul ederek, Kuvay-ı Milliyeyi tanımak vazgeçilemez ilkelerden biridir.
  • Hıristiyan azınlıklara verilen haklar asla milli istikrarımızı bozacak haklar olamaz.
  • Manda ve Himaye hiç bir şartta kabul edilemez.
  • Resmi meclisin en kısa zamanda toplanması ve resmi işleri halledebilmesi için çalışılacaktır.
  • Milli irade padişahı ve halifeyi kurtaracak ve güvene alacaktır.
Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 17 Eylül 2014 Çarşamba günü yayınlanmıştır , son olarak da 29 Haziran 2016 Çarşamba tarihinde güncellenmiştir .

Görüşler

*