Eğitimde Birlik: Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Uygulamaları

Anasayfa »

  1. Atatürk İnkılapları »
  2. Atatürk Makaleleri »

Eğitimde Birlik: Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Uygulamaları

Cumhuriyetin ilanı sonrasında gerçekleştirilen inkılaplar arazsında eğitimdeki gelişmeler önemli bir yere sahiptir. Osmanlı'dan devralınan eğitim sistemi Cumhuriyetin ilkeleri ile bağdaşmamaktaydı.

Dolayısıyla, hem eğitim ve öğretimdeki düzensizliği ortadan kaldırmak, hem de gerçekleştirilen inkılapların yerleşmesi ve geliştirilmesi için gerekli olan yetişmiş insan gücünü oluşturmak maksadıyla yeni bir milli eğitim politikası benimsendi. Bu alandaki en önemli adım, 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu) ile atıldı. Konu, daha Milli Mücadele döneminde iken ele alınmış, ancak gerçekleşmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur. Kurulan yeni devletin ilme ve fenne dayalı çağdaş, laik ve milli özellikler taşıyan bir eğitim sistemi ile kalkınabileceğine inanan Atatürk, bu kalkınmada öğretim birliğinin önemi üzerinde durmuştu. Bu konuda, 1923 yılı başında İzmir’de yaptığı bir konuşmasında medreseleri eleştirerek, Arapça öğrenmenin güçlüğünden bahseden Atatürk “Milletimizin darülirfanları bir olmalıdır. Bütün memleket evladı kadın ve erkek aynı surette oradan çıkmalıdır” (9) diyerek konuya dikkatleri çekmiştir.

3 Mart 1924’te Saruhan Mebusu Vasıf Bey ve arkadaşları tarafından TBMM’ne verilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu teklifi, yapılan görüşmeler sonunda kabul edildi. (10) Buna göre, medreseler kapatılarak, ülkedeki bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı, Kanuna dayanarak İstanbul Darülfünun’una bağlı İlahiyat Fakültesi ile ülkenin değişik bölgelerinde İmam-Hatip okulları açıldı. Köklü değişiklikleri getiren bu kanun ile eğitim merkezileştirilerek devletin kontrol ve denetimine geçti. Farklı programlarla eğitim yaparak ikiliğe yol açan mektep-medrese ayrılığının önüne geçilmeye çalışıldı. Yine, Osmanlı dönemindeki zararlı faaliyetleri ile dikkatleri çeken azınlık ve yabancı okullar denetim altına alındı. Aynı gün kabul edilen, Halifelik ile Şer’iye ve Evkaf Vekaletini kaldıran kanunlarla, öğretim birliğini engelleyecek ve laikleşmeyi önleyecek engeller ortadan kaldırıldı. Daha da önemlisi, eğitim programları milli ve laik esaslar çerçevesinde yeniden düzenlendi. Bu konuda yapılan değişikliklerle 1927’den itibaren seçmeli duruma getirilen din dersleri 1930’da şehir ilkokullarından, 1931-32’de ortaokul, 1939’da ise köy ilkokul programlarından çıkarıldı. (11)

Yine 1929’da Arapça ve Farsça dersleri okullardan kaldırılarak, yerine Latince ve Yunanca dersleri konmuşsa da bu durum uzun sürmedi. Kanunla açılan İmam-Hatip okulları gereken ilginin gösterilmemesi ve hükümetin laiklik politikası gibi sebeplerden dolayı 1931-32’de, İlahiyat Fakültesi ise Üniversite reformundan sonra aynı gerekçelerle kapandı. (12)

Aynı şekilde, ders kitapları dönemin politikasına uygun olarak yeniden hazırlandı. Yeni çıkarılan ders kitaplarında eskiye ait bilgiler azaltıldı ve milli eğitim politikası çerçevesinde, Cumhuriyet ideolojisini yerleştirecek milli şuur uyandırıcı konulara ağırlık verildi. Eğitim ve öğretimde sağlanan bu birlik ve laiklikten sonra 1930’lardan itibaren kültürün ve dilim millileşmesi yolunda çalışmalara önem verildi. 1928’de Latin Harflerinin kabulünden sonra, hem yeni harfleri öğretmek, hem de okuryazar oranını arttırmak gayesiyle Millet Mektepleri açıldı. Atatürk’ün başöğretmenliğinde yürütülen bu çalışmalarla harf inkılabını yaygınlaştırmak için 16-45 yaş arasındaki çok sayıda vatandaşın katıldığı kurslar düzenlendi. Bu kurslarda daha çok okuma yazma, hesap, sağlık ve yurt bilgisi derslerine ağırlık verildiği görülmektedir. Ayrıca açılan Halk Okuma Odaları ile okuma alışkanlığı kazandırılmaya çalışıldı. (13)

1932’de kurulan Halk Evleri ile eğitim, kültür ve sanat faaliyetlerine ağırlık verildi. Gerek Atatürk’ün Halkçılık anlayışını hayata geçirmek gerekse, CHF’nın 1931 tarihli programında yer alan altı ok ilkelerini halka yaymak amacıyla kurulan Halkevleri, başta Ankara olmak üzere Samsun, Diyarbakır, Eskişehir, İzmir, Konya, Denizli, Van, Aydın, Çanakkale, Bursa ve İstanbul’da açıldı. 1937’de sayıları 167’ye ulaşan Halkevleri’nin dokuz ayrı çalışma kolu vardı: 1-Dil, Tarih ve Edebiyat, 2-Güzel Sanatlar, 3-Temsil Sanatları, 4-Spor, 5-Sosyal Yardım, 6-Halk Dershaneleri ve Kursları, 7-Kütüphane ve Yayın, 8-Köycülük, 9-Müze ve Sergiler. Bu kolların yanı sıra konferans, tiyatro gösterileri ve çok sesli müzik konserlerinin tertip edilmiş, toplantı ve kurslar düzenlenmiştir. Genel yayın organı olan Ülkü dergisinin yanı sıra, ellinin üzerinde dergi çıkarıldığı da bilinmektedir. (14)

CHF Genel Sekreteri Recep Peker’in de belirttiği gibi, Halkevleri bütün vatandaşlara açıktı ve onları Türkiye Cumhuriyeti’ne yaraşır birer vatandaş olarak yetiştirecekti. (15) Kapatıldığı tarih olan 1951’e kadar Halkevlerinin sayısı 478’e, Halkodaları ise 4322’ye ulaşmıştır. (16) 1926’dan itibaren ortaöğretimde karma eğitime geçilerek, kız ve erkeklerin aynı okuldan aynı programla bir arada okumaları sağlandı. Bu suretle inkılapların eğitim yoluyla gerçekleştirilmesi ve bütün topluma yaygınlaştırılması için çaba sarf edildi.

KAYNAKÇA

9. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2, s. 89.

10. Kanun metni için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt 7, içtima: 1, devre: 2, s. 26-27; İhsan Sungu, "Tevhid-i Tedrisat", Belleten, Sayı: 7-8 (1938), s. 397-431.

11. Bülent Daver, Türkiye Cumhuriyeti'nde Laiklik, Ankara, 1955, s. 133; İlhan Başgöz-Howard Wilson, Türkiye Cumhuriyeti'nde Eğitim ve Atatürk, Ankara, 1968, s. 82-83; İlhan Tekeli, "Osmanlı İmparatorluğu'ndan Günümüze Eğitim Kurumlarının Gelişimi", Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt:3, s. 660.

12. Jaeschke, A.g.e., s. 75.

13. Halk odaları küçük kasaba ve okulu olan köylerde, halkevlerinin olmadığı yerlerde kurulan ve halkevlerinin çekirdeğini oluşturan yerlerdir. Bunlar da harf inkılabı sonrası halkı okur-yazar durumuna getirmek, bilgi ve becerilerini arttırmak için açılan yerlerdi.

14. Hikmet Özdemir, Türkiye Cumhuriyeti, İstanbul, 1995, s. 221.

15. Halkevleri hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. M. Rauf İnan, Atatürk'ün Halkçılık Ülküsü, Halkevleri ve Sonrası, Ankara, 1983; Anıl Çeçen, Halkevleri, Ankara, 1990.

16. CHP Genel İdare Kurulu Raporu, Ankara, 1951. ?

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 27 Ekim 2016 Perşembe günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*