Cumhuriyet Öncesi Eğitim Sistemi

Anasayfa »

  1. Atatürk İnkılapları »
  2. Atatürk Makaleleri »

Cumhuriyet Öncesi Eğitim Sistemi

Eğitim, pek çok tanımı yapılabilen bir kavramdır. Hedefi ve konusu insan olan eğitim, kısaca insan yetiştirme sanatı olarak ifade edilebilir. Bu ise, ancak sistemli bir eğitim sayesinde gerçekleşir. Zira, kişilerin toplum içinde sürekli değişen hayata hazırlanması ve bir ülkenin kalkınması için gerekli olan yetişmiş insan gücünün sağlanmasında önemi büyük olan eğitimin, ayrıca kültür ve medeniyetin gelişmesinde ve nesilden nesile aktarılmasındaki rolü tartışılmaz.

Bu yüzdendir ki, eğitim sistemlerinin değişen ve gelişen zamana ayak uydurması ve sürekli kendini yenilemesi gerekir. Bu yapılmadığı takdirde toplumun geri kalması kaçınılmaz hale gelir. Nitekim, Osmanlı’nın geri kalmasının sebeplerinden birisi eğitim ve öğretim kurumlarının kendini yenileyememesidir. Selçuklularda ve diğer İslam ülkelerinde olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde de genelde dine dayanan bir eğitim sistemi vardı. Bu dönemdeki eğitim kurumları çoğunluğu vakıf kuruluşu olan halk çocuklarına mahsus parasız eğitim yapan örgün eğitim kurumları olarak sıbyan mektepleri ve medreseler ile devletin üst kademelerine yüksek idareci yetiştiren Enderun Mektebi (Saray Okulu) ile bazı askeri mekteplerdi. Bunlardan başka tekke, zaviye, dergah ve cami gibi yaygın eğitim kurumları faaliyetteydi. Osmanlılarda ilk olarak Orhan Gazi döneminde 1330’da İznik’te açılan medreseler daha sonra Bursa ve Edirne’de açılmıştır. Fatih ve Kanuni dönemlerinde geliştirilmiş ve külliye halini almıştır. Medreselere, sıbyan mekteplerini bitirenler giderlerdi ve sadece erkek öğrenciler alınırdı. Öğretim dili Arapça’ydı. (2) Bu kurumlar başlangıçta ihtiyacı karşılayan ve devrin bilimsel gelişmelerini takip eden kurumlar iken, zamanla bu özelliklerini kaybettiler. 17. yüzyılın sonlarından itibaren batı karşısında ilk toprak kayıplarına uğrayan Osmanlı Devleti’nde bazı yenilik hareketlerine girişildi. İlk yenilikler başlangıçta yenilginin de etkisiyle orduda başlamış ve bu alanda Batılı anlamda askeri okullar açılmıştı. 1826’da II. Mahmud döneminde yeniçeri ocağı kaldırıldı ve eğitim alanında önemli adımlar atıldı. İlköğretim zorunlu hale getirildi, Avrupa’ya ilk kez öğrenci gönderildi. 1831’de ilk resmi Türkçe gazete Takvim-i Vekayi yayınlandı. 1827’de Tıbbiye, 1834’te Harbiye Mektepleri açıldı. Gerilemenin devam etmesi üzerine batının üstünlüğünün kabul edilmeye başlandığı 19. yüzyıldan itibaren Tanzimat döneminde eski eğitim kurumlarının yanı sıra diğer alanlarda da çeşitli seviyelerde modern mektepler açıldı. Bunlar rüştiye, idadi ve sultani adında orta dereceli okullarda Mülkiye (1859) ve Darülfünun (1863) gibi yüksek okullardı. Bu durum ülkede mektep-medrese ikiliğini meydana getirdi. Ülkede ayrıca, azınlık (Rum, Ermeni, Yahudi) ve yabancı devletler tarafından açılan misyoner okulları da faaliyetlerini sürdüren okullar arasındaydı. Farklı din, dil ve kültüre dayalı programlarla farklı zihniyette nesillerin yetişmesine yol açan bu kozmopolit eğitim sistemi, Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. (3)

KAYNAKÇA

2. Medreseler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti'nin İlmiye Teşkilatı, Ankara, 1965; Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Genişletilmiş 3. Baskı, Ankara, 1989, s. 71-88.

3. Cumhuriyet öncesi eğitim sistemi hakkında bkz. Osman Nuri Ergin, Türk Maarif Tarihi, Cilt 1-5, İstanbul, 1977; Saim Sakaoğlu, Cumhuriyet Dönemi Eğitim Tarihi, İstanbul, 1992. 

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 27 Ekim 2016 Perşembe günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*