Çanakkale Savaşı Kahramanları

Anasayfa »

  1. 18 Mart Çanakkale Zaferi »
  2. Çanakkale Savaşı »
  3. Cumhuriyet Savaşları »

Çanakkale Savaşı Kahramanları

Türk askerinin insanüstü gayreti, Türk ordusunun sayıca ve teknolojik olarak kendisinden çok çok üstün olan düşman ordusunu bozguna uğratması üzerine bir kaç anı ve kahraman Türk ordusunun 1917 yılındaki yemek listesi...

General Mac Arthur Anlatıyor

“Çanakkale’de 5. Ordu Komutanı olan Alman General Liman von Sanders bir teftiş sırasında Mehmetçiğe soruyor:

-İyi savaşıyor musunuz?

-Evet, kumandanım!

-Niçin savaşıyorsunuz?

-Allah rızası için…

Bütün Mehmetçikten hep bu cevabı alan Alman general şu yorumu yapar:

“Evlatları Allah rızası için çarpışan bir millet ebediyen var olur!

Savaşta silahlar önemlidir, komutanlar önemlidir ama daha önemli olan maneviyattır, ruhtur.”

BAK PEYGAMBERİM DE GELMİŞ

Osmanlı Ordusu emrinde görevli Alman subayı Hans Kannengiesser anlatıyor:

“Emir erimin vücudunun yarısını bir gülle alıp götürmüştür. Son saniyeleridir

Başını kucağıma alarak teselli edip kurtulacağını söylemeye çalıştım. Oralı bile olmadı. Gözlerini diktiği noktadan ayırmadan “Komutanım, ben şehit oluyorum” diye fısıldadı ve şöyle söyledi:

-Bak peygamberim de gelmiş beni çağırıyor…

Bunlar son sözleri oldu.Başı yavaşça ellerimin arasından kaydı ve toprağa düştü.”

Toprağın Kurşuna Dönüşmesi (Efsane)

Yine Çanakkale Savaşı’nda söylentilere göre, çok darda kaldığı zaman bir asker Allah’a yalvararak uykuya dalar. Rüyasında nur yüzlü bir zât yani Hızır, bu askere, çok sıkıştığı bir anda yerden bir avuç toprak alıp üflemesini, içinden kurşun çıkacağını söyler. Bu rüyayı gören asker çok darda kaldığı bir anda Hızır’ın değini yapar, yerden bir avuç toprak alıp üfler, bu toprak kurşun olur. Bu kurşunları alıp düşmana ateş eder, kurşunlar alev alır, karşısındaki askerleri öldürür.

Çanakkale Şehitleri Kıbrıs Barış Harekâtı’nda (Efsaneleşen Memorat)

Kıbrıs Barış Harekâtı’nda cephede olan bir asker, arkadaşına, sürekli; “Ben şehit olacağım.” der. Arkadaşı da; “Neden şehit olasın, beraberce eve döneceğiz.” der. Buna rağmen, asker şehit olacağına dair bir mektup yazar ve öldüğünde, annesine ulaştırmasını isteyerek mektubu arkadaşına verir. Asker, gerçekten de dediği gibi şehit olur. Savaş biter, arkadaşı da eve döner. Döndüğü zaman çantasındaki mektubu görür ve arkadaşının vasiyeti olduğundan, arkadaşının annesine mektubu ulaştırır. Arkadaşının yaşlı annesine durumu anlatır. Kadın da; “Benim oğlum Çanakkale’de şehit olmuştu zaten.” der.

NENE HATUN (1857-1955)

Erzurum'un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler köyünde dünyaya gelen Nene Hatun, henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası'nı sopayla, taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı. Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı'nda şehit verdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa'nın gayretleriyle kendisine "3. Ordunun Nenesi" unvanı verilip, cüzi de bir maaş bağlandı ve 1955 yılında anneler gününde "Yılın Annesi" seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı. Kabri,uğruna savaştığı topraklarda, Aziziye Şehitliği'ndedir.

43’ncü Alay 1’nci P.Tb. 1’nci Bölük 1917 Yılı Yemek Listesi

15 HAZİRAN

Sabah: Üzüm hoşafı
Öğlen: Yok
Akşam: Yağlı Buğday Çorbası
Ekmek: Tam

26 HAZİRAN

Sabah: Yok
Öğlen:Yok
Akşam: Üzüm hoşafı
Ekmek: Tam

18 TEMMUZ

Sabah: Üzüm hoşafı
Öğlen: Yok
Akşam: Yok
Ekmek: Yarım

8 AĞUSTOS

Sabah: Yarım ekmek
Öğlen: Yok
Akşam: Şekersiz Üzüm Hoşafı
Ekmek *

*21 Temmuz 1917’den itibaren ordu emriyle ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir. Çünkü un ve ekmek kalmamıştır.

Çanakkale Savaşının Kadın Kahramanları Kimlerdir

Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar) (1884-1964)

Halide Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır.

Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel) (Ö. 24 Eylül 1994)

Albay Hafız Halit Bey, komutasındaki 70. alayla birlikte Milli Mücadele saflarına katılmış; ancak eşi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken vereme kurban gittiğinden ve o yıllarda İstanbul işgal altında bulunduğundan, küçük kızını da yanında götürmek zorunda kalmıştır.

Böylece kader küçük Nezahat'ı, daha 9 yaşındayken cepheyle tanıştırmış, 12 yaşına kadar tam üç sene müddetle cephelerde bilfiil babasının yanında savaşmıştır.

Nezahat Onbaşı babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer almış ve gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi olmuş, alay kızlı alay diye anılmış hatta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın dahi dikkatini çekmiştir.

Şerife Bacı (Ö. 1921)

Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı'nda yaşlı kadın ve erkekler ile birlikte İnebolu'da bulunan cephaneleri Ankara'ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer alırken kış şartları nedeniyle Aralık 1921'de donarak öldü... Anlatılan odur ki, cephane ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye sarmış bebeğinede sarılıp onun donmaması için uğraş vermiştir...

Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma)

1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Dervişlerden Ahmet Bey ile evlendiğinde Balkan Savaşı’na katıldı, askerlik hayatını eşi ile birlikte paylaştı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi'nde kendi ailesinden dokuz-on kadınla birlikte savaştı. Eşi Binbaşı Ahmet Bey'in Sarıkamış'ta şehit olduğu haberini aldıktan sonra memleketi Erzurum'a döndü.

1919'daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti. Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. Aldığı talimatla İstanbul'a gitti, silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu. İzmir'in Yunanişgaline uğraması üzerine İzmir'e geçerek kurtuluşu için savaştı.

 Bir keresinde, onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü.

Halime Çavuş

Kastamonu’da doğan, anne-babasının “kızım gitme” şeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Mühimmat taşımada birçok görev yaptı. Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı. Bir keresinde İnebolu’dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa’ya rastladı. Ancak rastladığı kişinin O olduğunu bilmiyordu Mustafa Kemal Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu. “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” dedi.

Hafız Selman İzbeli

Kastamonu müdafa-i hukuk cemiyeti, kadınlar kolu kurucularından ve Kastamonu'daki İLK KADIN MECLİS ÜYESİ, sıkı bir Atatürk hayranı ve kendi deyimiyle "Cumhuriyet kadını" idi.

Kurtuluş Savaşı sonrasında kastamonu'daki kadınları toplamış, asker için çorap, fanila ördürüp cepheye göndermişti.
Varlıklı bir aileden geliyordu.Asker kastamonuya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuştu. Hep ben Cumhuriyetçiyim demiş, savaştan sonra yeni baştan herkes gibi Türkce harflerle okuma yazmayı öğrenmişti.
Hafız Selman hanıma milletvekilliği de önerilmişti. "Hafız olduğum için başımı açmam, başımı açamayacağım için de Milletvekili olamam" diyerek kabul etmemişti.

Gördesli Makbule (1902-24 Mart 1922, Kocayayla/Akhisar)

Makbule Hanım daha bir yıllık evli iken eşinin yanında Milli Mücadele'ye katılmıştır. 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusunun İzmir'i işgaliyle Batı Anadolu'yu işgale başlaması sonucu 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe ile Türk çetelerine katıldı. Yunan kuvvetleriyle çıkan çatışmalarda bulundu. Yunanlar Sakarya Muharebesi'ni kaybederek Afyon mevzilerine çekildiklerinde, bir taraftan da Halil Efe'nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyorlardı. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için hızla öne atılınca başından vurularak şehit olmuştur.

Çete Emir Ayşe

Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış ve Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlarla savaşmıştı. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı. “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası'dır” demişti.

Tayyar Rahmiye

Adanalı Rahmiye Hanım, 1920 yılında Türkler ile Fransızlar arasında yapılan Kurtuluş Savaşına katılmıştı. Savaşın ilk zamanlarındaki görevleri keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı ve bu görevlerini birçok kahramanlıkla gerçekleştirmiştir. Daha sonra kendi de savaşta çarpışmalara katılmıştır. 

1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada Türk askerlerinde yorgunluk ve korku sebepleriyle bir duraksama olunca, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve askerlerin toparlanmasını sağlamıştır. Aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 10 Mart 2018 Cumartesi günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*