Atatürk İnkılapları Laiklik

Anasayfa »

  1. Atatürk Devrimleri »
  2. Atatürk İnkılapları »
  3. Atatürk Makaleleri »

Atatürk İnkılapları Laiklik

Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını, devletin tüm yurttaşlarının inanç gerekliliklerini yerine getirmesinde onlara yardımcı olmasını ve haklarını korumasını, hangi dine mensup olursa olsun bir yurttaşın herkes kadar eşit haklara sahip olmasını ve devlet işlerinde bilimin ve aklın söylediklerinin dışındaki her şeyi reddetmeyi içerir.

Özellikle Milli Mücadele yıllarında din kisvesi altında bozgunculuk yapanlar, şeriat kanunlarını isterken İngiltere'nin himayesi altına girmek isteyenler gibi bir çok bozguncu ortaya çıkmıştı. Mustafe Kemal bunu çok iyi şekilde analiz etmiş ve resmi yönetim şeklinin kesinlikle laiklik ilkelerine dayanmasını istemişti.

Laiklik maalesef din düşmanlığı olarak algılansa da, aslında tamamen bu düşünce ile taban tabana zıttır. Laik devlet her zaman için vatandaşının özgür biçimde ibadet etmesini sağlamakla yükümlüdür. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk'ün bu konudaki iki farklı sözü, Atatürk İlkeleri arasında çok önemli bir yer tutan laikliğe bakış açısını en iyi şekilde özetleyecektir.

Atatürk'ün din istismarı ve laiklik ile ilgili söylediği meşhur sözü;

"Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar, bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler saf ve temiz halkımızı, hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, Görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülüklerden gelmiştir."

Ve Atatürk'ün dinin gerekliliği ile ilgili söylediği söz;

"Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam ona da öyle inanıyorum." "Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."

Bu sözlerden yola çıkarak Cumhuriyet'in temel ilkelerinden birisi olan Laiklik kavramını en iyi şekilde anlamak mümkün.

Laik sistemin topluma benimsetilmesi için çalışmalar yıllar içerisine yayıldı. İlk başta halifelik kaldırıldı, ardından eğitim ve öğretimde kız ve erkek çocuklarına eşit imkanlar sunuldu, daha sonra da tekke ve zaviyeler kapatılarak şeyhlik, mollalık gibi unvanlar kaldırıldı.

Laikliğin anayasaya girmesi ise tüm bunlardan daha sonra; 1937 yılında mümkün olabildi.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 24 Kasım 2014 Pazartesi günü yayınlanmıştır , son olarak da 29 Haziran 2016 Çarşamba tarihinde güncellenmiştir .

Görüşler

*