23 Nisan Nasıl Bayram Oldu

Anasayfa »

  1. Özel Günler »
  2. 23 Nisan »

23 Nisan Nasıl Bayram Oldu

"Hakkın, kıyıcı kötülüğü ve zorbalığı yenmesi sonucunu doğuran ve Doğu'nun politika tarihinde önemli bir devrimin öncüsü olan Yüksek Meclisiniz bugün yıllık toplantı dönemini tamamlamış bulunuyor" dedi Hasan Fehmi saklayamadığı bir gururla. Hemen ardından 23 Nisan'ın ulusal bayram olarak kabul edilmesi için verilen önergeleri yüksek sesle okumaya başladı:

“II. Büyük Meclisi Yüce Başkanlığına, Yasama hakkımızın devamı ve bağımsızlığımız için Türk ulusunun mücadele eylediği büyük devrime rastlayan 23 Nisan 1920 günü, Büyük Millet Meclisi’nin kurularak milletin kaderine el koyduğu mutlu bir gün olduğundan milletin kalbinde ululaşması için sözü edilen günün resmi bayram günlerinden sayılan bir bayram günü olmasını teklif ederim...”

Cümlenin sonu gelir gelmez gürültüler başladı. Her şehirden milletvekili hararetle kendi fikrini dile getirmeye çalışıyordu. Konya Milletvekili Vehbi Efendi’nin sesi duyuldu. “Efendiler, bu gibi bayramlar milletin kalbinden doğar. Dış gösterilerle bayram olmaz” diyordu. Ona cevap Kırşehir Milletvekili Yahya Galip’ten geldi: “O başka.”

Vehbi Efendi ve Yahya Galip  söz düellosuna girişmişlerdi ki Malatya Milletvekili Feyzi Efendi araya girdi: “Kutsal günleri beğendiğimizi göstermezsek o günlerin değeri kalmaz!”

Uğultular şiddetli gürültülere dönüştü.

Kimi bayram ilanı için önce güzel İzmir’in Yunanlılardan geri alınması gerektiğini hatırlatıyordu, kimi Bursa’nın... Kimi bu günü gökteki meleklerin bile yücelttiğini söylüyor, kimi “millet mutludur, bu kanunu yapsanız ne olur yapmasanız ne olur” diye bağırıyordu.

Olan biteni sessizce izleyen Bursa Milletvekili Muhiddin Baha Bey ince dudaklarını kemiriyordu. Yeşil gözlerinin alev alev yandığını hissetti. Daha fazla dayanamadı ve sakin ama sert bir sesle konuşmaya başladı:

“22 Nisan ile 23 Nisan arasındaki ayrılığı düşünmek, bugünün bir ulusal bayram günü olup olmadığı hakkında kesin karar vermek için iyi bir vesile olmuştur. 22 Nisan’da bize hainlik, yüksek halifelik ve sultanlık makamına sarkıntılık etmiş bir adam ve onun yardakçıları vardı. Millet başsızdı. Milleti kurtarmak için öne atılan, ortaya çıkan kimselere, kahramanlara isyancı, mevki kapmak için ortaya atılmış adamlar diyorlardı. Milletin resmen tanınmış bir hükümeti yoktu. Herkes bu işin ne olacağını düşünüyor, ağlıyor, birbiriyle dertleşiyordu. Kim gelip de bu milleti kurtaracak diye için için ağlıyordu. 23 Nisan’da millet, vekillerini gönderdi. Vekiller burada toplanarak milletin duygularına, düşüncelerine tercüman oldular. Hiçbir zaman milletin tümü hakkında söz söylemeyen millet, 23 Nisan’da burada ilk sözünü söyledi. Ve bu milli davaya atıldı, yapacağı şeyleri anlattı ve bir yıldan beri de bunları yaptı. Yoktan bir ordu çıkardı. Dağılan ulusu biraraya topladı. Bütün İslam dünyasının ümitleri ve istekleri bu meclise ve anavatana bağlandı. Bundan ötürü yalnız Türklerin, yalnız Anadolu’nun değil bütün İslam dünyasının hayatını, geleceğini kurtaracak bir milletin temellerini 23 Nisan’da attı. Biz ne yaptık? Bugünü ulusal bayram yapmak şerefi millete aittir. Hiçbir zaman bir mebusun bu kürsüden sonumuzun ne olacağını daha bilmiyoruz, dediğini işitmek istemezdim. Biliyoruz, sonumuz zaferdir! Ya zafer ya ölümdür!

Fakat ölmeyeceğiz. Ant içtiniz efendiler, zafere kavuşacaksınız. Bundan ötürü bu ulusal bayramı üç yıl sonraya ertelemek gerekmez. Bugünden itibaren dünyaya ilan edeceksiniz:

23 Nisan günü bu milletin, özgür ve bağımsız Anadolu’nun dünyanın sonuna kadar sürecek olan bir ulusal bayram günüdür!”

Kısa bir sessizlikten sonra Meclis salonu bravo sesleri ve alkışlarla inledi.

Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk açılış günü olan 23 Nisan ulusal bayramlardan biri olarak ilan edildi.

Bu kanunun kabulü, parlak bir tarihe sahip olan Türk milleti hakkında emperyalist devletler tarafından söylenen “Türk milleti bağımsızlığa layık değildir” sözüne verilen onurlu bir cevaptı.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün vurguladığı gibi milli egemenlik bir milletin namusudur, şerefidir...

Bu sözlerin uyandırdığı en büyük gururla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarım.

Dr. Günseli Gümüşel

Kaynak: Milli Mücadele Tarihi IV  1921-1922 Cumhuriyete Doğru, Mahmut Goloğlu.

               www. tbmm.gov.tr

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 28 Mart 2018 Çarşamba günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*