18 Mart Çanakkale Zaferi

Anasayfa »

  1. 18 Mart Çanakkale Zaferi »
  2. Özel Günler »

18 Mart Çanakkale Zaferi

çanakkale zaferi tarihi çanakkale zaferi ile ilgili yazı 18 mart çanakkale savaşı

“Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı

Al sancağı teslim etti Allah’a ısmarladı.

Boş oturma, çalış dedi, hizmet eyle vatana

Sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana.”

(Çanakkale’deki asker çocukların söylediği bir marş, 1915)

Balkan Savaşlarından yorgun çıkan Osmanlı İmparatorluğu bir taraftan İngiltere ve Rusya’nın cesaretlendirip ayaklandırdığı Arapların ve Ermenilerin isyanlarıyla uğraşırken diğer taraftan da Irak ve Musul Bölgesindeki ayaklanmalarla mücadele ediyordu. İzmir’de Rumlar, doğuda Ermeniler devletle savaş halindeydi. Ruslar hem Ermenileri kışkırtıyordu hem de Boğazları ve Kafkaslar’dan İskenderun’a kadar olan bölgeyi almak derdindeydi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun iç işleri de yolunda gitmiyordu. II. Abdülhamid Han tahttan indirildi ve yerine 1909 yılında Sultan Reşat geçti. Sultan Reşat döneminde Harbiye Nazırı Enver Paşa güçlendi ve Osmanlı’nın sonunu getirecek hamleyi yaptı. Alman hayranı Enver Paşa Osmanlı ordusunun yönetimini Almanya’dan gelen Askeri Islah Heyeti’nin kontrolüne bırakarak I. Dünya Savaşı’na girmeye karar verdi.

Aslında Osmanlı Devleti savaşın başında tarafsızlığını ilan etmişti ancak İngilizlerin önünden kaçan iki Alman gemisinin (Goeben ve Breslau) boğazlardan geçişine izin verilmesi tarafsızlık ilkesine aykırıydı. Daha sonrasında bu gemilerin Osmanlı Devleti tarafından satın alındığının duyurulması ve gemilere Midilli ve Yavuz adı verilmesi işleri karıştıran bir adım oldu. Enver Paşa’nın kararıyla Osmanlı Donanma Komutanı olan Amiral Souchon’un 29-30 Ekim 1914 tarihinde Rus donanmalarını ve Rusya’nın kıyı kentlerini bombalamasından bir gün sonra 31 Ekim 1914’te Osmanlı İmparatorluğu kendisini I. Dünya Savaşı’nın içinde buldu. 2 Kasım 1914’te ise beklendiği gibi Rusya Osmanlı Devleti’ne resmen savaş ilan etti.

İlerleyen günlerde İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu topraklarını paylaşma planına uygun olarak savaş meclisini topladı ve Çanakkale Cephesi’nin açılacağını bildirdi. Aslında İngiltere, Bağdat Demiryolu ayrıcalığının Almanlara verilmesiyle tehlikeye düşen çıkarlarını korumak için cepheyi açmak istemişti. Osmanlı Devleti’ni yıkmak için Çanakkale Boğazı’nı zorlayacaktı ve İstanbul’a Ruslardan önce girecekti. İngilizler birkaç hafta içinde İstanbul’u alacaklarından çok eminlerdi. Ancak Türk kahramanlığını hesaba katmayı unutmuşlardı.

Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Boğazı’nın savunması için 3. Kolordumuz görevlendirildi. Mevcudu yetersiz birliklerimize başta gönüllüler olmak üzere genç askerler toplanmaya başladı. Çoğunluğu çocuk yaşta olan bu kahraman çocuklar korkusuzdu ve vatan savunması için canlarından vazgeçmiş, her şeyi göze alarak cepheye gelmişlerdi.

Çanakkale Savaşları hem karada hem de denizde devam etti. İlk saldırı İtilaf Devletleri donanmaları tarafından 19 Şubat 1915’te yapıldı. Cevat Paşa komutasındaki Osmanlı tabyaları çok başarılı bir savunma yaptılar. İtilaf Devletleri Türk direnişi ve kötü hava koşulları sebebiyle ara verdikleri deniz saldırılarına 18 Mart’ta tekrar başladılar. Ancak beklemedikleri bir şey oldu: Nusret mayın gemimizin Çanakkale Boğazı’na yerleştirdiği mayınlar İtilaf donanmasının ağır kayıplar vermesine neden oldu. Ayrıca Osmanlı tabyalarının başarılı atışları ve Seyit Ali Onbaşı’nın tek başına büyük bir zırhlıyı batırması düşman donanmasını yenilgiye uğrattı.

İtilaf Devletleri denizde başarısız olmuştu. Ama amaçlarından vazgeçmediler ve Çanakkale Savaşları’nın en kanlı evresi olan kara harekâtı başladı. Kara Harekâtı 25 Nisan’dan 9 Ocak’a kadar devam edecekti.

İtilaf Devletleri’nin karadaki planı şöyleydi: asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadası’na iki ayrı koldan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacaktı. İki tümenden oluşan bir Anzak Kolordusu (Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri) Kabatepe’ye çıkacaktı. İki İngiliz, bir Fransız ve bir Hint tugayından oluşan bir kuvvet ise Seddülbahir’i ele geçirecekti. Aynı anda Türk tarafını aldatmak için Kumkale’ye çıkarma yapılıyormuş gibi yapılacaktı. Fakat Türk askerinin kahramanlığı ve diğer tüm değerli Türk komutanları ile Mustafa Kemal’in sevk ve idare yeteneği planları bozdu. Çünkü karşılarında askerlerine “ölmeyi emreden” bir komutan vardı. Yolundan dönmeyecekti. Bu kararlılık savaşın göğüs göğüse yapılan bir siper mücadelesi halini almasını sağladı. Askerlerimizin kahramanlığı da işte tam da bu noktada kendisini gösterdi: onlar dünyanın en cesur askerleriydi.

Dünyanın en cesur askerlerinin karşısında tüm dünya vardı! İngilizler, Fransızlar, Cezayirliler, Senegalliler, Avustralyalılar, Kanadalılar, Yeni Zelandalılar, Hintliler… Hepsi başarısızlığa uğradılar ve Osmanlı Devleti büyük savaştaki tek zaferini bu cephede kazandı. Bu savaşın sonunda güçlünün değil haklının kazandığı görüldü. Mustafa Kemal’i ve kahraman Mehmetçiklerini tüm dünya tanıdı. Türklerin savaşmaktan gözü dönmüş kanlı barbarlar değil, vatanlarını koruyan cesur insanlar olduğu anlaşıldı. Düşmanları bile bu zafere saygı duydular. Yenilmez olmadıklarını tüm dünyayla beraber gördüler.

İngilizler Mustafa Kemal ve Çanakkale Zaferimiz hakkında şöyle söylemişlerdir:

“İngilizler her şeyi noktası noktasına hesaplamıştı. Toplar, askerler, stratejik mevziler iyice düşünülmüştü; bütün hesaplar tamamdı, fakat bu ordunun karşısında hiçbir kuvvet dayanamazdı… Fakat biz, yani İngilizler bir noktayı, Türk Generali Gazi Mustafa Kemal’i hesap edememiştik!”

Çanakkale Savaşları’nın 103. yıldönümünde değerli komutanlarımızı ve vatan için düşünmeden canını veren 57 bin şehidimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 10 Mart 2018 Cumartesi günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*