12 Mart 1921 İstiklal Marşının Kabulü Özet

Anasayfa »

  1. İstiklal Marşı »

12 Mart 1921 İstiklal Marşının Kabulü Özet

İstiklal Marşının kabulü ile ilgili kısa bilgi. Kısaca İstiklal Marşının Kabulü, 12 mart 1921 istiklal marşının kabulü kısaca. Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşının kabul edilmesi hakkında yazı.

İstiklal Marşı'nın Kabulü (Özet)

23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi açılmış, Atatürk'ün önderliğinde verilen İstiklal Savaşı bütün hızıyla devam etmektedir. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş, Türk ordusu bütün gücüyle bu duruma karşı koymaktadır.

İşte bu ortam içerisinde dönemin Milli Eğitim Bakanlığı, İstiklal Savaşı'nın anlamını ifade edecek ve yeni Türk devletinin bağımsızlığının sembolü olacak milli bir marş için 1921 yılı başlarında 500 lira ödüllü bir şiir yarışması düzenliyor. Katılım süresi 6 ay olan bu yarışmaya 724 şiir gönderilir ve tüm şiirler Milli Eğitim Bakanlığı'nın oluşturduğu komisyon tarafından tek tek okunur ve içlerinden 6 şiir elemeyi geçmeyi başarır.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Bey, o sırada Ankara'da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan Mehmet Akif (Ersoy) Bey'inde bir şiir göndermesini ister. Fakat, Mehmet Akif Bey kendisinin milletvekili, yarışmanın da ödüllü olmasından dolayı “Ben milletvekiliyim, yarışmaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm” diyor. Nihayet, Türk ordusuna ithaf ederek evinde yazdığı şiiri Milli Eğitim Bakanlığı'na teslim ediyor. Böylece yarışmaya 7. şiirde katılmış oluyor. Mehmet Akif Bey'in gönderdiği şiir, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis kürsüsünden coşkuyla okunuyor. Alkışlar ve tezahüratlar arasında okunan şiir 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor. Şiir, İstiklal Marşı olarak kabul edildikten sonra bir kez daha kürsüden okunuyor ve bu sefer tüm milletvekilleri şiiri ayakta dinliyor.

Meclis yetkilileri birkaç gün sonra 500 liralık ödülü vermek üzere Mehmet Akif Bey'in yanına geliyorlar. Ancak Mehmet Akif (Ersoy) Bey “Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir” diyerek ödülü almayı reddediyor. Yetkililerin “Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın” demeleri üzerine Mehmet Akif Bey parayı alarak Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü'l-Mesâi (İşevi) vakfına bağışlıyor.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 23 Şubat 2018 Cuma günü yayınlanmıştır .

Görüşler

*