10 Kasım

Anasayfa »

  1. Özel Günler »
  2. 10 Kasım »
  3. Atatürk Makaleleri »

10 Kasım

1881'de Kararmak üzere olan topraklara bir güneş gibi doğan, bir ulusun umudu olan Atatürkün başarılarla taçlandırılmış yaşamı ve 1938 de yine ulusu karanlığa boğan hazin ölümün an be an yaşamı nihayete ulaştırıp kararttığı dehanın öyküsü.

Mustafa Kemal Atatürk insanlık tarihinin şahit olduğu en büyük liderlerden biridir. Askeri dehasıyla politik zekâsını birleştirerek ölmek üzere olan bir Ulusu yeniden canlandırmaya ön ayak olmuş bir liderdir.1881 yılında Selanik'te dünyaya gelen Mustafa Kemal Atatürk'ün Babası Ali Rıza Bey ve annesi Zübeyde Hanım'dır. Mahalle okulundan eğitimine başlayan Büyük lider, Şemsi Efendi Mektebi'nde eğitimine devam etmiş, daha sonra Mülkiye Rüştiye'sine kaydolmuştur.1893 senesinde Askeri Rüştiye'ye giren Atatürk, 1899 senesinde Manastır Askeri İdadisini bitirmiş ve İstanbul Harp Okulu'na gitmiştir.

Teğmen Rütbesiyle başladığı askeri hayatına 1905 yılında Yüzbaşı rütbesini alarak devam eden Mustafa Kemal Atatürk,  2 yıl sonra Kıdemli Yüzbaşı rütbesini takacaktır. 1910 yılında Fransa'ya gönderilen Atatürk, 1911 de Genel Kurmay Başkanlığı'nın emrinde görevini sürdürmüştür.

1911 de İtalyanlara karşı DERNE ve TOBRUK mevzilerinde gösterdiği üstün başarılarıyla dikkat çekmiştir. Dünyayı kasıp kavuran 1.Dünya Savaşı Çanakkale'de Atatürk'ün önderliğinde düşmana insanüstü bir azimle direnen Mehmetçiklerin destan yazmasına sebep olmuştur. Düşmanın onca silah ve asker üstünlüğüne rağmen Mehmetçik iman gücüyle düşmana üstün gelmiştir.

Çanakkale'de büyük bir darbe alan düşman ordusu Gelibolu'ya asker çıkarmış ve düşman bir kez daha Mustafa Kemal'in dehasıyla 19. Tümen tarafından püskürtülmüştür.

Gösterdiği üstün başarılardan dolayı ALBAY rütbesine terfi ettirilen Mustafa Kemal, Zafer üstüne zaferlere imza atmıştır.1916 da tümgeneralliğe yükselen Mustafa Kemal, Muş ve Bitlis'i Rusların elinden almayı başarmıştır.1918 senesinde Halep'te 7. Ordu komutanı olarak görev yapan Mustafa Kemal, yine İngiliz Düşman kuvvetlerine nefes aldırmamıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından yurdumuzu işgale başlayan düşman birliklerinin durumu karşısında yüksek dehasını ve ileri görüş becerisini cesaretiyle yoğurarak 19 Mayıs 1919 tarihinde milleti düşman işgalinden kurtarmanın ilk radikal adımını atmıştır. Daha sonra Amasya Genelgesi, Sivas Kongresi ile alınan kararlarla vatanın kaderi yeniden şekillendirilecektir.

23 Nisan 1920 de T.B.M.M'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş aşaması başlamış oldu. O sıralarda EGE bölgesinde düşmanla savaşan Kuvayi-Milliye hareketi T.B.M.M ile işbirliği içinde düşmana acı kayıplar vermiştir.

10 Kasım ve Atatürk

Tüm hayatı başarılarla süslenmiş olan ve dünya liderleri tarafından da büyük övgüler alan Mustafa Kemal Atatürk, 1938 yılına geldiğinde kendisini yavaş yavaş ölüme götürecek "siroz" karaciğer hastalığına yakalanacaktı.

27 Şubat 1938 de, balkan antantı şerefine verilen Yunan ve Yugoslav devlet başkanlarının katıldığı yemeğe hastalığı nedeniyle katılamayan Mustafa Kemal Atatürk, dinmek bilmeyen burun kanamasıyla baş etmeye çalışıyordu. Celal Bayar'ın yabancı ülkelerden doktor getirtmek istemesine karşı çıkan Mustafa Kemal  "Beni Türk Hekimlerine Emanet ediniz!" tarihi sözünü söyleyecekti. Türk hekimlerinin de koyduğu teşhis, alkol kaynaklı karaciğer iltihaplanması yani siroz idi.

Profesör Doktor Akil Muhtar Özdem, Atatürk'ün doktorlarından biri idi. Atatürk'ün alkolün tesiriyle hastalanmış olabileceği fikrini kesinlikle kabul etmediğini belirten Prof. Dr Akil bey, bu durumu şöyle açıklıyor:

 Atatürk şöyle dedi : "ben çok eskiden beri alkol kullanıyorum,  bir şey olmadı, şimdiki hastalığıma başka sebep aramanız lazımdır."

Her ne kadar birkaç kez Atatürk'ün sofrasında bulunmuş ve onun çok alkol aldığına şahit olmuş olsa da Atatürk hastalığının sebebinin bu olduğunu kabul etmeyecekti.

Yine de doktorların el birliğiyle ısrarları üzerine son nefesine kadar içkiyi bırakmıştır.

19 Mayıs 1938 tarihinde, Ankaralılara son kez görünecek olan Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlık durumu günden güne kötüye gidiyordu... Karnı  sürekli  şişiyor  ve doktorların günde 23 saat sırt üstü yatması gerektiğini söylemelerine  rağmen kilo aldığını düşünüyor ve yürüyerek kilolarından kurtulacağını  sanıyordu..

Bir yandan ölümcül sağlık sorunuyla mücadele ederken öte yandan da Hatay Sorunu'nu çözmeye çalışan Atatürk, milletinin menfaatini kendi canından bile üstün tuttuğunu her fırsatta göstermiştir.

Atatürk'ün Son Zamanları

Herkes bir umutla başında beklerken, 10 Kasım 1938 sabahında umutlar iyiyden iyiye azalmaya başlamıştı.

10 Kasım 1938 sabahına yaklaşıldığında, etrafındaki kalabalık umudunu yitirmeye çoktan başlamıştır.

Saatler dokuzu beş geçtiğinde, Ulu önder son nefesini verirken, Doktor İLDERP'e bakarak  " Aleykümüsselam"  diyecektir.

Bir milletin kaderini değiştiren Atatürk, etrafında pervane olmuş seçkin doktorların çaresizliği ve arkadaşlarının gözyaşları ve feryatları içinde 10 Kasım 1938 sabahında hayata gözlerini yumuyordu.

10 KASIM 1938 Unutmadık Unutmayacağız!

Milli Mücadele'nin Baş Kahramanı, bir milletin tarihini ve talihini yeniden yazdıran isim Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk'ün ömrü cephelerde, halkın arasında, siyasi sahnelerde bir milletin kaderini tayin etmekle geçti ve bu da vücudunda tamiri mümkün olmayan sıkıntılara yol açtı.

1937 yılından itibaren sağlık problemleri ile karşı karşıya kalan Paşa, 1938'e gelindiğinde artık iştahsızlık ve ciddi bir halsizlik ile karşı karşıya kalmıştı.

Ve Teşhis Konuldu; Mustafa Kemal Atatürk Siroz Hastası

Kaşıntılardan rahatsız olan Paşa, ilk önce bunun için Yalova'daki termal kaplıcalara gitti. 22 Ocak 1938'de kaplıcada Atatürk'ü tedavi eden Doktor Nihat Reşat Belger siroz teşhisini koydu. Doktor kendisine sıkı bir diyet önerse de Atatürk 1 Şubat 1938'de tedaviye ara verip Bursa'ya geçti.

Fransa'dan Atatürk için Gelen Doktor

Hatay sorunu nedeniyle hastalığın halk arasında çok fazla dillendirilmesi istenmedi. Celal Bayar Atatürk'ün sağlık durumunun kötüye gitmemesi için en çok çaba gösterenlerden birisi idi ve Fransa'dan doktor getirmeyi önerdi. Paşa bunu hepimizin bildiği şekilde "Beni Türk Doktorlarına Emanet Ediniz" diyerek reddetti. 6 Mart 1938 günü 5 doktor Çankaya Köşkü'ne gelerek Ata'yı muayene etiler ve sonuç yine aynı idi; siroz.

Celal Bayar'ın içi rahat etmedi ve Fransa'dan bir profesörü davet etti ve muayene yapıldı; acı sonuç yine aynıydı.

Atatürk'ün Ankaralılar'la Son Buluşması

Fransa'dan doktor gelmesi halk için de bir infiale sebep olmaya başladı ve Atatürk öldüğü takdirde ne olacağı konuşulmaya başlandı. Atatürk ise iyi olduğunu herkese göstermek için 19 Mayıs 1938'de Ankara Stadyumu'nda halkla buluştu ve o günden sonra stadın adı da 19 Mayıs olarak değiştirildi.

Ağır Hastalık Dönemi ve 10 Kasım Günü

Ekim ayı geldiğinde ise ağır şekilde hastalığını hissetmeye başlamıştı; 3 4 gün süren koma dönemleri oluyordu. Takvimler 8 Kasım 1938'i gösterdiğinde ise Atatürk gelen doktoruna "aleykümselam" diyebilmiş ve bir daha uyanamayacağı komaya girmişti.

10 Kasım 1938, saatler 9:05 ve Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir zaman unutulmayacak Baş Kumandanı olarak hayata gözlerini yumdu.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 20 Ekim 2014 Pazartesi günü yayınlanmıştır , son olarak da 29 Haziran 2016 Çarşamba tarihinde güncellenmiştir .

Görüşler

*