10 Kasım ve Atatürk

Anasayfa »

  1. Özel Günler »
  2. 10 Kasım »
  3. Atatürk Makaleleri »

10 Kasım ve Atatürk

1 kasım 1938 günü meclisin açılışından 15 gün önce, Atatürk'ün amansız hastalığı biraz hafiflemiş ve umut vermeye başlamıştı. Ancak 1 kasım 1938 günü geldiğinde, hastalık yeniden şiddetlendi ve yeni krizlerle baş göstermeye başladı. Bunun üzerine büyük önder 1 kasım günü meclisin açılışına katılamadı ve 10 kasım günü geldiğinde o acı haber geldi.

Büyük önder, büyük komutan ve büyük bir devrimci olan Atatürk, 10 kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe hayata gözlerini yummuş ve vatanı öndersiz bırakmıştı.

Bu acı haber üzerine Türk milleti yasa boğuldu ve 16 kasım 1938 tarihinde tabutu, Türk bayrağı ile sarılı bir katafalk ile Dolmabahçe sarayının büyük salonuna getirildi ve burada halkın helallik vermesi için ziyarete açıldı. Bunun üzerine devasa bir halk topluluğu Atatürk'ü ziyaret için dolmabahçe sarayına akın etti. Ardından 19 kasım 1938 cumartesi günü, Atamızın cenaze namazı kılınarak, Atatürk'ün naaşı gülhane parkına taşındı ve buradanda bir torpido ile 'Yavuz' zırhlısı'na yüklenerek izmite taşındı ve oradanda trenle Ankaraya götürülerek 20 kasım 1938 günü Ankaraya ulaştı.

21 kasım pazartesi günü Atamızın cenazesi Anıtkabire ulaştı ve burada 12 milletvekili cenazeyi top arabasının üzerine yerleştirdiler ve 12 general top arabasının iki yanında olacak şekilde nöbete dururlar.

Törende yabancı ülkelerin gönderdikleri selamlama birlikleride yer alıyordu, tüm bu resmi selamlamaların beraberinde, çoluk çocuk tüm Türk halkı neredeyse oradaydı ve cenazenin arkasında yürüyorlardı.

Buradan da, geçici kabristan olan, Etnografya müzesine taşınan Atatürk, burada önceden hazırlanmış olan, mermer lahdine yerleştirildi ve Anırkabirin inşaasıboyunca tam 15 sene bu geçici kabristanda kaldı. Anıtkabirin tamamlanmasının ardından, 10 kasım 1953 günü, büyük bir törenle, ebedi uyuma yerine taşınabildi. Atatürk tüm hizmet hayatı boyunca, Türkiye cumhuriyetini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için çalıştı.

Bu makale belirtilen kaynakçalara göre yeniden yazılarak, tarafından 14 Ekim 2014 Salı günü yayınlanmıştır , son olarak da 29 Haziran 2016 Çarşamba tarihinde güncellenmiştir .

Görüşler

  1. Yönetim
    6 Kasım 2014, Perşembe 12:21

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir kurtuluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil yüce Türk milletinin kalbinin tam ortasında sevgi yumağına sarılı bir halde bulunmaktadır. Atatürk'e olan sevgi ve saygımız dünya var oldukça devam edecektir. O'nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillerimize en iyi şekilde anlatmalı ve öğretmeliyiz. Anlatmalıyız ki çok büyük zorluklar içerisinde kazanılan Kurtuluş Savaşı'nın ve kurulan cumhuriyet'in değeri daha iyi anlaşılsın.

    Atatürk'ü anlamak onun fikirlerini çok iyi bilerek tatbik etmekten geçer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulması bir devrin yeniden yazılmasıdır adeta .Yurdun dört bir yanı işgal altında inlerken, bağımsızlık ateşi hiçbir zaman sönmeyen Türk milletine önderlik yapan Atatürk, milletimizin esaret altında yaşamasını aklının ucundan bile geçirmeyerek tarih sayfalarındaki, inancın zafere dönüştüğü, en büyük bağımsızlık savaşının mimarı olmayı hak etmiştir.

    Atatürk'ü anlamak onun ilke ve inkilaplarını çok iyi bilmek ve uygulamak demektir. Kurulan cumhuriyetin manasını çok iyi bilmeliyiz ki cumhuriyete daha çok sahip çıkalım ve koruyalım. Atatürk'ün halkını ülke yönetiminin tek sahibi yapması, ülkenin öz kaynaklarını da milletin hizmetine vermesi, O'nu son derece, diktatörlükten uzak, vatan ve millet sevdalısı bir lider olarak karşımıza çıkarmaktadır. Kendisini Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine adayan Atatürk, hiçbir zaman şahsi menfaatini düşünmemiş, sadece milletin menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyi yegane yol olarak görmüştür.

    1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata'mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, onu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak ta değerlendirilmelidir. O'nun hayatını, ilkelerini ve bizden yapmamızı istediği şeyleri, bilimsel olarak ortaya koymak ve uygulamak, bizlerin birinci vazifesi olmalıdır. Atatürk devrimleri bugün bir çok ülkede örnek olarak kabul görmüş bir vaziyette ele alınmaktadır. Bağımsızlığını tam olarak kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bütün bunlar Atatürk'ün evrensel bir dünya görüşünün mimarı olduğunu da göstermektedir.

    Bizler her 10 Kasım'ı, bıraktığı eserlerin izinde, ülkeyi daha da ileriye götürebilmek adına neler yapılabileceğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak görmeliyiz. 10 Kasım'ı, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni bizlere emanet ettiği bir gün olarak düşünmek, sanırım doğru bir yaklaşım olarak kabul görecektir. 10 Kasım günü, Atatürk gençliğine yakışır, ülkemizi ileriye götürebilecek her türlü proje ve çalışmaların yapıldığı, ortaya konulduğu ve desteklendiği bir etkinliğin geleneksel hale getirilmesi tavsiyesinde de bulunmak istiyorum.

    Atatürk'ü her 10 Kasım'da daha iyi anlamak ve anlatmak hepimizin görevi olsun ki! Bizden sonraki nesillerimiz onu daha iyi anlasın. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın nasıl ayakta kaldığını öğrensin ki, bayrağına ve vatan toprağına daha çok sahip çıksın. Her türlü iç ve dış düşmanlara karşı uyanık ve hazırlıklı olabilsin.

    Evet, haydi şimdi! 10 Kasım'lar da O'nu daha iyi anlamaya.

*