İnkilap Tarihi

Milli Mücadelenin Kaynakları

I. Dünya Savaşı'nda dört yıl savaşan Osmanlı İmparatorluğu'nun çökmesinden sonra, Anadolu'nun kurtuluşu için milletçe yapılan Milli Mücadele'nin kaynakları her bakımdan çok yetersiz ve kötü durumda idi. Birbiri ardından gelen Trablusgarp, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nda yedi yıla yakın savaşılmıştı. Bu savaşlar, zaten mali ve ekonomik yönden yetersiz durumda olan kaynakları tamamen tüketmişti.

Sevr Antlaşması

San Remo kararları kendisine tebliğ edilen Osmanlı Barış Heyeti başkanı Tevfik Paşa, bu kararları İstanbul'a bildirirken, "istiklal ve hatta devlet mefhumları ile" uyuşmadıklarını ifade etmiş, kendi hazırladığı cevabı da, elden İstanbul'a göndermişti. (1) Sadrazam Damat Ferit barış şartlarının düzeltilebilmesi için önce İstanbul'da Yüksek komiserler nezdinde girişimde bulunmuş, ardından kendisini delege tayin ettirerek, 19 Haziran'da Paris'e gelmiştir.

Birinci Londra Konferansı (12 Şubat-10 Nisan 1920)

Osmanlı Devleti ile barışın bir türlü yapılamaması, galip devletlerin kamuoyları tarafından gündeme getirilerek ve çözüm sağlanması doğrultusunda ısrarlı ve kararlı bir baskı oluşmaya başlamıştır. Bu çerçevede, savaş sonrası Avrupa'sında en etkin söz sahibi iki devlet olan İngiltere ve Fransa, 1920 başlarından itibaren, soruna dair görüşlerini oluşturabilmek amacıyla kabinelerinde görüşme ihtiyacı duymuşlardı.

Sevr'e Giden Yol (1)

Sevr Antlaşması, yalnızca Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan düzenlemelerden değil, iki yüzyıldır Avrupa diplomasisini meşgul eden ve birçok sıcak ve soğuk savaşlara neden olan Şark Meselesi içinde üretilen ve üzerinde uzlaşılabilen bir çözüm belgesi olarak algılanmalıdır.

TBMM'ye Karşı Tepkiler: İç İsyanlar

Mustafa Kemal Paşa Anadolu'da Milli Mücadele hareketini teşkilatlandırmak işinde ilerledikçe, İstanbul hükümetinin buna karşı tavırları daha da sertleşmiş, bu çerçevede halk kışkırtılarak ayaklanmalar çıkarılmıştır. Ayaklanmaların, Milli Mücadele'ye tam anlamıyla karşı olan Damat Ferit Paşa Hükümetleri dönemlerinde başlayıp yayıldığı bir gerçektir.

TBMM'nin Özellikleri ve Yapısı

Olağanüstü hal meclisi olan Büyük Millet Meclisi'ni teşkil eden milletvekilleri üç grupta toplanabilir: 1-Meclis-i Mebusan'dan gelen mebuslar, 2-Malta'da tutuklu bulunurken kaçarak gelen mebuslar ve 3-Seçilerek gelen mebuslar.

TBMM'nin Açılışı ve Faaliyetleri

Yukarıda anlatılan gelişmeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, ilk önce 17 Mart'ta, Ankara'da bir kurucu meclis toplanmasının gerekli olduğunu belirtti. Ancak, bu fikrin benimsenmeyişi üzerine, 19 Mart 1920'de Anadolu'nun en güvenilir ve stratejik yeri olan Ankara'da olağanüstü yetkililere sahip bir meclisin toplanacağını, bunun için yeni seçimlerin yapılmasını ve İstanbul'dan kaçabilen mebusların da bu meclise katılacaklarını belirten bir tamim yayınladı.

İstanbul'un İkinci Kez İşgali ve Meclis-i Mebusan'ın Dağılması

İtilaf Devletleri özellikle İngiltere, İstanbul'daki gelişmelerden hiç de hoşnut değillerdi. Hele Misak-ı Milli'yi hiç hoş karşılamamışlardı. İngilizlere göre, İstanbul'daki hükümet tamamen Mustafa Kemal'in fikirlerini savunuyorlardı. Bu gelişmelerden Türklerin yaklaşan barış görüşmelerinde hayli direneceği anlaşılıyordu.

Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ın Açılması ve Misak-ı Milli

Seçim kararının alınmasından sonra, Kasım ayında bütün ülkede Meclis-i Mebusan için seçimler yapıldı. Seçimlere Heyet-i Temsiliye'nin herhangi bir müdahalesi olmadı. Buna rağmen, her yerde Müdafaa-i Hukuk taraftarlarının kazanması için çaba gösteriliyordu.

Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'ya Gelişi

Komutanlar Toplantısı'nda, Anadolu'dan İstanbul'a gidecek Mebuslarla Eskişehir yakınındaki Seyitgazi'de bir ön toplantı yapılarak, Meclis-i Mebusan'da takip edilecek ortak hareket tarzının konuşulmasına karar verilmişti.

Komutanlar Toplantısı

Seçim kararı alınmasının ardından seçim hazırlıkları yapılırken İstanbul Hükümeti, Meclis-i Mebusan'ın toplanma yerini görüştü. Padişah ve Hükümet Meclisin İstanbul dışında toplanmasına razı değildi. Bu doğrultuda, hükümet de Meclis-i Mebusan'ın İstanbul dışında toplanmasının uygun olmayacağına karar verdi.

Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)

Ali Rıza Paşa Hükümeti ile Heyet-i Temsiliye arasında 3 Ekimden itibaren yazışmalar başladı. Böylece İstanbul ile Heyet-i Temsiliye arasında kesilmiş olan irtibat yeniden sağlanmıştı. Bu yazışmalarda Heyet-i Temsiliye, İstanbul hükümetinin Erzurum ve Sivas Kongreleri'ne bağlı olmasını, Meclisin toplanmasını ve Meclisin toplanmasına kadar hükümetin önemli kararlar almamasını, Barış Kongresine Heyet-i Temsiliye'nin güvenini kazanmış kimselerin gönderilmesini, Hükümetin yayınlayacağı bildirilerin k

İstanbul Hükümetleri ve Heyet-i Temsiliye

Anadolu'da ortaya çıkan Kongreler ve bu şekilde meydana getirilen teşkilatlanmalar karşısında, İstanbul'daki hükümetin başında bulunan Damat Ferit Paşa bütün gücüyle direniyor, bu tür hareketleri engellemeye çalışıyordu. Bu doğrultuda, Batı Anadolu'daki faaliyetleri engellemek üzere Ahmet Anzavur'u görevlendirip bölgeye yolladığı gibi, Sivas Kongresi girişimlerini engellemek üzere de, Ali Gaip'i Elazığ Valiliği'ne tayin etmişti.

Mahalli Kongreler

İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali üzerine Balıkesir'de Redd-i İlhak Cemiyeti kurulmuştu. Bundan sonra Redd-i İlhak Cemiyeti girişimleriyle ve kendi bünyesinde bir Heyet-i Merkeziye oluşturuldu. Bilahare Heyet-i Merkeziye Yunan işgaline karşı bölgede teşkilatlanma çalışmaları yaptı. Bu çerçevede, Yunan işgaline karşı Kuvay-ı Milliye birliklerinden oluşan ve Ayvalık kıyılarından başlayıp Soma-Akhisar-Salihli-Nazilli kasabalarının Batısından geçen bir hat üzerinde milli bir cephe oluşturuldu.

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)

2 Eylül 1919'da Sivas'a gelmiş olan Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye hiç vakit kaybetmeden Sivas Kongresi'ni toplama çalışmalarını tamamladılar. Bilahare Kongre, 4 Eylül 1919'da yurdun dört bir yanından Sivas'a gelebilmiş olan 38 delegenin katılımıyla Sivas Lisesi'nde toplandı. (1)